23 Eylül 2017 Cumartesi

Hakkari'de Bir Öğretmen ve Mare Nostrum

Baharın sıcak güneşiyle birlikte eriyen karların oluşturduğu irili ufaklı derelerin sularıyla Zap Suyu; sarp kayaların, derin vadilerin arasından deli dolu akardı. Zap, sessizce beyaza düşen karların, boranların ve fırtınaların, bir şimşek çakmasını anımsatan seslerle  kopan çığların hikayelerini topladığı sularla ummana koşan bir deli su. 


Her Hakkari yolculuğunda Zap Suyu'nu kenarından geçerken "Mare Nostrum"* ve arkadaşlarının Zap Suyu'nu köylüler kolayca geçsin diye yaptıkları asma köprülere bakar, hayatı anlamaya çalışır, çok üzülürdüm.


Hakkari'de toplanmış Anadolu'nun yoksul çocuklarıydık, askerdi kimimiz, kimimiz hemşire, polisti bazılarımız, ben öğretmen. Bir eylül günü tütün tarlalarından kopup öğretmen olmuştum.

Kürtçe duyduğum ilk yabancı dildir benim. 

O zamanlar, sigara içerek, alkol tüketip kahrolarak, hüzünlenerek dünyayı anlayacağımı, değiştireceğimi sandığım yıllardı.

20-30 saat süren yolculuklarla gider gelirdik Hakkari'ye. Otobüslerin içinde, sigara dumanları arasında göz gözü görmez boğulur gibi olur, üzerine tekrar sigara yakardık.

Kasım'dı. 24'düydü. Kar yağıyordu. Öğretmenler Günü'ydü. 24 yıl önceydi. İlkti. Bacaklarım titrerdi.

Mare Nostrum* Can Yücel'in Deniz Gezmiş için yazdığı bir şiirdir. Latin Bizim Deniz demektir.

MARE NOSTRUM
  
En uzun koşuysa elbet Türkiye'de de Devrim,
O, onun en güzel yüz metresini koştu
En sekmez lüverin namlusundan fırlayarak...
En hızlısıydı hepimizin,
En önce göğüsledi ipi...
Acıyorsam sana anam avradım olsun,
Ama aşk olsun sana çocuk, aşk olsun!
 
                                                  Can Yücel

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder